08 Kasım 2018

Hastanemiz İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Hematoloji Bilim Dalı  Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birgül Öneç,  2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla lösemi (kan kanseri) hakkında önemli bilgiler verdi. Lösemiyi, en kısa tanımıyla bir kan kanseri türü olarak tanımlayan Doç. Dr. Öneç; vücudumuzda kan üreten kök hücrelerinden birinin, çeşitli etkenlerin bir araya gelerek kanserleşmesi  ve kontrolsüz aşırı çoğalmaya başlaması ile geliştiğini dile getirdi. Temelde dört farklı lösemi türü olduğunu ancak en çok akut lösemiler denilen ve birdenbire ortaya çıkarak tedavi edilmediğinde aylar içinde ölümle sonlanabilen Akut Miyeloid Lösemi (AML) ve Akut Lenfoid Lösemi (ALL) türünün akla geldiğini belirtti. Lösemi nedeninin tam bilinmese de özellikle radyasyon, benzen gibi kimyasallara ve tarım ilaçlarına maruz kalmanın hastalık riskini artırdığını ifade eden Doç. Dr. Öneç; “ Bunun yanında bazı kan hastalıkları olanlarda ya da başka bir kanser nedeniyle kemoterapi alanlarda, yıllar içinde lösemi gelişme riskinin, bu durumu olmayanlara göre arttığı da kanıtlanmıştır. Yine de bu  risk faktörlerine sahip birçok bireyin lösemi olmadığı ve lösemili birçok bireyde de bu risk faktörleri olmamasına rağmen hastalığın geliştiği unutulmamalıdır. Dolayısı ile bu durumlar birebir lösemiye sebep olurlar diyemeyiz.”şeklinde konuştu.  

“Lösemi, aile içi sıklığı olan hastalıklardan biri değil.”

Löseminin gelişiminde kemik iliğindeki kök hücrelerin birçok genetik değişim geçirdiğini dile getiren Öğretim Üyemiz;  bu genetik olayların hem löseminin gelişimine hem de farklı hastaların, farklı şiddette, farklı hızda hastalıklar yaşamasına neden olduğuna dikkat çekti. Genetik olayları tanı sırasında kemik iliğinden yapılan çeşitli tetkiklerle ortaya koymak, o hastanın alacağı tedaviyi seçerken  önemli olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Öneç, “Ancak bu genetik olaylar sadece o kök hücrenin başına gelen olaylar, yani lösemi bizim kalıtımsal dediğimiz, ebeveynden çocuğa geçen ya da aile taramaları gerektiren aile içi sıklığı olan hastalıklardan biri değil. Yine toplumsal olarak bazı önlemler alınması, özellikle çocukların sigara dumanı, egzoz gazı, kömür tozu, fabrika atıkları, tarım ilaçları gibi risk faktörü olduğu bilinen maddelere maruziyetlerinin azaltılması, lösemi oranlarını azaltabilir ancak kişisel olarak “önlenebilir bir hastalıktır” demeyi uygun bulmuyorum. Tıpta henüz birçok hastalık için tamamen önlemek sözkonusu değil, maalesef lösemi de bu hastalıklardan biri.”dedi.

“Her Yıl 100.000 Kişide 3-4 Hasta Sıklığında Görülüyor.”

Hızlı ilerleyen kan kanserlerinden Akut Lenfoid Lösemi (ALL) türünün çocukluk döneminin en çok görülen kötü huylu hastalık olduğunu belirten Doç.Dr. Öneç;  “En sık 2-5 yaş arasında ve her yıl 100.000 kişide 3-4 hasta sıklığında görülüyor. Daha az olasılıkla erişkinlik döneminde, özellikle yaş ilerlediğinde de görüyoruz. Diğer lösemi tipi olan AML de benzer bir sıklıkta ama daha çok erişkinlerde, özellikle de yaş ilerledikçe artan bir sıklıkta görülmekte. Dolayısıyla AML hastaları genellikle 65 yaş üstü kişiler olarak karşımıza çıkıyor, yine çok daha nadir olarak çocukluk çağında da görülebiliyor.”diye konuştu.

“Bir Trafik Kazası Gibi, Bir Anda Karşımıza Çıkıyor”

Akut löseminin çok hızlı ortaya çıkan ve birkaç hafta içinde gelişen bir hastalık olduğunu dile getiren Öğretim Üyemiz , özellikle çocuklarda halsizleşme, iştahsızlaşma ve oyunlarda çabuk yorulma ile kendini göstermeye başlayabileceğini kaydetti.  Bazı hastaların kemiklerde ve kaslarda ağrılarla farkedilebileceğine işaret eden Doç. Dr. Öneç;  sözlerine şu şekilde devam etti:

“Kan hücrelerinde hızla azalma nedeniyle ciltte soluklaşma ve nedensiz ya da ufak bir yaralanmada oluşan morluklar, cilt altı kanamalar bazen dişeti ve burun kanamaları görülebilir. Hem kan hücrelerinin vücudu mikroplara karşı savunmayı bırakmasından kaynaklanabilen hem de özellikle ALL hastalarında hastalığın kendisinden kaynaklanan yüksek ateş ve lenf bezelerinde şişmeler görülebilir. Bu belirtiler genellikle son bir-iki haftada hızlıca geliştiğinden ve  kendiğinden geçmediğinden hastaların ya da ebeveynlerin dikkatinden genellikle kaçmaz ama bazen ağır bir grip gibi düşünerek doktora başvurmalarına sebep olur. Gerek aile sağlığı merkezlerinde, gerekse hastanelerde muayene eden doktorların solukluk, kanamalar, bezelerde şişmeler gibi bulgulara dikkat ederek kan tahlilleri istemesi ile hastalık farkedilir. Bazen hastalar ya da yakınlarından “geç mi kalmışız, çok ilerlemiş mi?” gibi kaygılı sorular duyuyoruz. Ben hep aynı örneği veriyorum, diğer organların kanserlerinden farklı olarak bir yerden diğerine yayılmıyor, aynı anda tüm vücutta başlıyor. Dolayısı ile bir trafik kazası gibi, bir anda karşımıza çıkıyor bu hastalık ve önemli olan başımıza gelenin ne derece hasar veren lösemi alt tipi olduğunu hızla belirlemek ve uygun tedaviye başlamak.”

“Çocuklarda Hastalıktan Tamamen Kurtulma Oranı %80’in Üzerinde”

Akut lösemilerde asıl tedavi yönteminin kemoterapi olduğunu ancak ALL tipinde belli aşamalarında radyoterapi de kullanıldığını dile getiren Öğretim Üyemiz;  “Risk durumuna göre hastaların önemli bir kısmında doku uyumu olan kişilerden kemik iliği nakli de gerekmektedir. Erişkinler için İç Hastalıklarının bir yan dalı olan Hematoloji, çocuklar için de Pediatri’nin yan dalı olan Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi uygun tedaviyi seçer ve uygular. Tabi bu tedavi birçok basamaktan oluşan, uzun ve zorlu bir süreç ama özellikle çocuklarda tedaviye yanıtlar bugün çok iyi olup hastalıktan tamamen kurtulma oranı %80’in üzerinde. Erişkinlerde, özellikle yaşlılarda maalesef hem ortaya çıkan hastalığın doğası daha farklı olduğundan hem de hastaların tedaviyi kaldırabilmelerine engel olan yaşlanmayla oluşmuş birçok durumu olduğundan oranlar bu kadar iyi değil. Yaşlı hastalarda hastalıktan tamamen kurtulma oranları bugün %20-30 civarında ama tedavisiz kaldığında birkaç ay içinde ölümle sonuçlanacak bir hastalık için, tamamen ortadan kaldıramasak da yaşamı oldukça uzatacak tedavi seçeneklerimiz mevcut.”şeklinde konuştu.

“Her Gün Başarı Şansı Artmaktadır”

Löseminin  tedavi edilmediğinde kesinlikle en ölümcül hastalıklardan biri olduğunun altını çizen Doç. Dr. Öneç; birkaç hafta ya da ay içinde hasta vücudunun mikroorganizmalarla savaşacak hücreleri olmaması beyin kanaması gibi ciddi kanamalarla, bazen de daha önceden de olan ama kansızlıkla birden kötüleşen kalp hastalığı gibi sorunlara yol açabileceği  ifade etti. Bütün bu risklerin zorlu tedaviler sürecinde destek tedavileri ile en aza indirilmeye çalışıldığını kaydeden Öğretim Üyemiz;  “Özellikle çocukluk çağı lösemilerinde tamamen normal bir yaşamı kazanmak mümkündür. Kemoterapiler, kök hücre nakli ve destek tedaviler konusunda geçtiğimiz yıllarda büyük gelişmeler yaşanmıştır ve her gün başarı şansı artmaktadır.” Dedi.

“Tüm kanserlerin içinde tedavide en büyük başarı oranı bu hastalıkta yakalanıyor”

Löseminin çok korkutucu ve üzücü bir tanı olmasına karşın üzüntüye kapılmadan ve umudu kaybetmeden tedaviye odaklanmanın önemine vurgu yapan Doç. Dr. Öneç; “Özellikle bir çocuğa bu tanı konulduğunda ailenin ve yakın çevrenin kaygısı doğal ancak bunun aynı zamanda çocuğun tamamen atlatabileceği bir hastalık olduğunu, tüm kanserlerin içinde tedavide en büyük başarı oranlarının da bu hastalıkta yakalandığını mutlaka akılda tutmaları gerekiyor. Benzer şekilde erişkin hastalarda da büyük gelişmeler kaydedilmiş ve tamamen tedavi birçok hastada sağlanabilmekte, ileri yaşta olup ağır kemoterapileri kaldıramayacak hastalarda dahi önceki yıllara göre çok daha iyi tedavi seçeneklerimiz var artık elimizde.”diye konuştu.

“Kök hücre bağışı,vücudunuzdan birşeyin eksilmediği bir bağıştır.”

Hasta ve ailenin moralinin yüksek tutarak tedaviye odaklı olmasının çok önemli olduğunu kaydeden Öğretim Üyemiz; açıklamasını “Bu vesileyle, tedavilerin önemli bir kısmını da hematopoetik kök hücre nakli, yani kemik iliği naklinin oluşturduğunun altını çizmek isterim. Akrabalarda doku uyumlu verici bulunamadığında, gönüllü bağışçılardan gelen örneklerde bu hayat kurtarıcı uyum yakalanabiliyor. Kök hücre bağışı bir organ bağışından tamamen farklı olan, vücudunuzdan birşeyin eksilmediği bir bağıştır. Türkiye’de Kızılay öncülüğünde kök hücre bağışı için oluşturulan TÜRKÖK ‘ün Batı Karadeniz Gönüllü Verici Merkezi ilimizde bulunmaktadır ve hiç tanımadığınız bir lösemi hastasının, belki bir çocuğun hayatını kurtarmak Kızılay’a yapılacak iki tüp kan örneği verme işlemiyle başlayabilir. Konuyla ilgilenen herkesi ayrıntılı bilgi için Kızılay’ın resmi internet sitesi kanver.org’da “kök hücre bağışı” başlığını incelemeye ya da Kızılay kan merkeziyle iletişime geçmeye davet ediyorum.”ifadeleriyle sonlandırdı.