05 Mart 2018

Hastanemiz Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Akduman; 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla işitme kayıplarının nedenleri ve tedavi yöntemleri ilgili açıklamada bulundu.

İşitmenin olması için dışarıdan gelen sesin iç kulağa iletilmesi ve oradan beynin ilgili bölümlerine ulaştırılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Akduman; bu sürecin herhangi bir basamağındaki aksaklığın işitme kaybına neden olduğunu dile getirdi.

İşitme kayıplarını, ‘doğuştan ve doğumdan sonra’ ortaya çıkan işitme kayıpları olarak sınıflandırıldığını ifade eden Doç. Dr. Akduman; doğuştan olanların, genetik ve anne karnında geçirilen bazı hastalıklara bağlı olarak geliştiğini kaydetti.

“Enfeksiyona Bağlı Olarak Orta Kulaktaki Kemikçikler Zarar Görebilir”

Çocuk yaş grubunda doğumdan sonra gelişen işitme kayıplarının büyük bir kısmına, orta kulak enfeksiyonlarının sebep olduğunu belirten, erişkinlerde ise daha çok kulak kiri ile dış kulak yolunun tıkanmasına bağlı ortaya çıktığını ifade eden öğretim üyemiz, “Enfeksiyonlar, çoğunlukla kulak zarında deliklere neden olarak sesin yükseltilme ve iletiminde bozukluğa neden olurlar. Enfeksiyona bağlı olarak orta kulaktaki kemikçikler zarar görebilirler. Kemikçiklerin kireçlenmesine bağlı hareket kısıtlığı, erimesine veya iletim kopukluğuna bağlı işitme kaybı gelişebilir. Ayrıca orta kulaktaki iltihabi süreç ve mikroplardan kaynaklanan toksinlerinin iç kulağa geçerek zarar vermesine bağlı sinirsel tipte işitme kaybı da ortaya çıkabilir. Ya da her iki tip işitme kaybının eşlik ettiği mikst/karışık tip işitme kaybı meydana gelebilir.  Ailesel kemikçik kireçlenmesi/otoskleroz, tümörler ve travma da orta kulak yapılarını etkileyerek işitme kaybına neden olabilir. Ayrıca uzun süre yüksek sese maruz kalma, ani patlama gibi yüksek sesler, bazı ilaçların yan etkisi olarak veya ilerleyen yaşlarda iç kulak ve işitme sinirindeki yaşlanmaya bağlı işitme kaybı gelişebilir.” şeklinde konuştu.

Erişkinlerde sesi duyamama veya anlayamama yakınmalarıyla ortaya çıkan işitme kayıplarının; okul çağındaki çocuklarda okul başarısının düşmesi, sosyal yönden içe kapanıklık ve öğretmeni tarafından duyma problemi konusunda ailelerin uyarılmasıyla kendini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Akduman; hastalığın kişinin şikâyeti, bu durumun gelişim sürecini ortaya koyan hikâyesi, otoskopiyi de içeren kulak muayenesi ve işitme testleri ile teşhis edildiğini dile getirdi.

“Birçok İşitme Kaybı Hastanemizde Etkin Yöntemlerle Tedavi veya Rehabilite Edilebilmektedir”
En sık çocukluk çağında orta kulak enfeksiyonları ve orta kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kayıplarıyla karşılaştıklarını ifade eden Doç. Dr. Davut Akduman, etkili tedavi ile birçoğunun düzeltilmesinin mümkün olduğunun altını çizdi.  Hastanemiz KBB öğretim üyesi, genetik hastalıkların erken tanısı, işitme kaybının konuşma çağından önce tespit edilmesi, işitme cihazı ve biyonik kulak uygulamalarının sağlıklı bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Dil gelişimi ve öğrenme açısından işitme kaybında erken teşhisinin önemine dikkat çeken Akduman; “Bu amaçla yeni doğan işitme taramaları ülkemizde rutin olarak yapılmaktadır. Hastanemizde de tarama amaçlı otoakustik emisyon testi yapılmaktadır. Nedeni ortaya konulan birçok işitme kaybı etkin yöntemlerle tedavi veya rehabilite edilebilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Kulaklıkla yüksek sesli ve uzun süre müzik dinlenmek ile çalışma ortamındaki yüksek seslerin işitme kaybı açısından riskli olduğuna değinen Doç. Dr. Akduman; gürültülü ortamlarda çalışanların korunma amacıyla kulaklık takarak önlem almalarını belirterek, uzun süre yüksek sesle müzik dinlememenin, işitme kaybından korunma açısından önemli olduğunu dile getirdi.

“Kulak Çubukları Kesinlikle Kulak Kanalının İçerisine Sokulmamalı”

Kulak temizliği veya banyo sonrası kurulama için kullanılan pamuklu çubukların yanlış kullanımının sonuçları hakkında da bilgiler veren Akduman;  dış kulak yolunun veya kulak zarının travmaya maruz kalması, aşırı temizlemeye bağlı koruyucu tabakanın yok olması ve dış kulak yolu iltihaplarının gelişmesi veya pamuğun dış kulak yolunda kalması gibi problemlerle karşılaştıklarını sözlerin ekledi. Kulak çubuklarının kesinlikle kulak kanalının içerisine sokulmaması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Akduman; “Pamuk çubukları sadece kulak kepçesinin kıvrımları ve giriş kısmının kurulanmasında kullanılabilirler. Kulak çubuğunun kullanılması dış kulak yolunun ürettiği koruyucu tabakanın yok olmasına veya içeri kıvrılarak kulak kiri oluşmasına neden olabilir. Tıkanıklık, kanama, iltihap veya travma durumunda Kulak Burun Boğaz hekimine başvurulması gerekmektedir.” diye konuştu.

İşitme engellilerin sessizliğini ortadan kaldırmak için önemli çalışmalar yapan İskoçyalı bilim insanı Alexander Graham Bell’in (1947) doğum günü olan 3 Mart’ın Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlandığını anımsatan Doç. Dr. Davut Akduman;  açıklamasını “İnsanlar arasındaki iletişimin en önemlisi konuşarak anlaşmadır. Konuşma öğrenilmiş bir davranıştır. Öğrenmek için de işitmenin olması gerekmektedir. İşitme kayıplarının çoğu önlenebilir ve tedavi edilebilir hastalıklara bağlı olarak gelişmektedir. Erken teşhis ve uygun tedavi, dil gelişimi, öğrenme ve hayatın idamesi açısından çok önemlidir.” ifadeleriyle sonlandırdı.